Vergi ve cezalarda zaman aşımı

Eklenme : 13.09.2017 04:47 | Güncelleme : 13.09.2017 04:47 | 1580  Okunma


VERGİ VE CEZALARDA ZAMAN AŞIMI MÜKELLEFİN MÜRACAATI OLMAKSIZIN RE’SEN HÜKÜM İFADE EDER



Zaman aşımı, mükellefin müracaatı olmaksızın hüküm ifade eder ve vergi alacağı için yasada yer alan bu hüküm ceza bakımından VUK 374. maddede yer almamıştır. Ancak VUK 374. maddenin ilk fıkrasında “aşağıda yazılı süreler geçtikten sonra vergi cezası kesilmez” hükmü gereği vergi dairesi bakımından emredici bir yasa kuralıdır. Bu bakımdan VUK 113. maddede yer alan hükmün VUK 374. maddede ifade edilmemiş olması ceza zaman aşımı için mükellefin başvuruda bulunmasını gerektirmemektedir.

Yasal düzenleme gereği, vergide zaman aşımı uygulaması tarhiyat açısından ayrı 5 yıl, tahsilat zaman aşımı bakımından ise 5 yıl ayrıca uygulanmaktadır. Uygulamada tarh zaman aşımı için 213 sayılı VUK hükümleri geçerlidir. Diğer taraftan, tahsilat açısından ise, 5 yıllık zaman aşımın hesabı 6183 sayılı yasanın 102. maddesi hükümlerine göre düzenlenmektedir. Bazı yazarlar vergide fiili anlamda zaman aşımı bulunmadığını imalı bir dille ifade etmektedirler. [1]

Tahakkuk zaman aşımı vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından itibaren başlayarak 5 yıl içerisinde mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zaman aşımına uğrar. [2] Diğer yandan, vergi alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılın başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zaman aşımına uğrar. [3]

Genellikle zaman aşımı uygulaması vergi, vergi cezaları ve diğer amme alacaklarında çok ortaya çıkan bir konu değildir. Hemen hemen yıl sonlarına doğru bütün vergi daireleri amme alacağının zaman aşımına uğramaması için gazetelere ilanlar vermekte veya vergi dairelerinin ilan koymaya mahsus ilan tahtalarına askıya çıkarmaktadırlar. Kimi zaman da mükellefin borcuna açıktan para yatırılarak tahsilat yapılmış havası yaratılmaktadır. [4]Oysaki bu durum kanuna uygun olmayıp, düzenlenen vezne alındıları veya tahsilat makbuzları hukuken geçerli değildir. Bir bakıma bu makbuzlar mükelleflerin haberleri olmaksızın gıyabında onlar adına ödeme yapılarak düzenlenmektedir. Gerçekte vergi mükelleflerinin kasasından veya bankalarından böyle bir ödeme yapılmamaktadır. Bu durumun tespiti veya ispatı her zaman mümkündür. Bu konuda ispat yükü kime ait olacaktır? Bu da ayrı bir tartışma konusudur. Çünkü, ispat yükü her zaman vergi yükümlüsüne ait olmayabilir. İspat yükü zaman zaman yer değiştirip kimi zaman idareye olayına göre de kimi zaman mükellefe ait olabilecektir.

6183 sayılı AATUHK’nun 102. maddesinde amme alacağının vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılın başından itibaren (5) yıl içinde tahsil edilmeyen alacaklarının zaman aşımına uğrayacağından bahis edilmektedir. Keza, aynı yasanın 103. maddesinde ise ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip işlemleri neticesinde yapılan her çeşit tahsilatlar, ödeme emri tebliği, mal beyanı, mal edinme ve mal artışlarının bildirilmesi, sayılan işlemlerden herhangi birinin şahsi kefile veya yabancı kişi ve kurumların mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı kamu alacaklarında yargı organlarından bozma kararlarının gelmesi, amme alacağının güvenceye bağlanması, yargı organları tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş olması, iki kamu idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı kamu idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazılı olarak başvurulması, amme alacağının özel yasalara göre ödemek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması halinde “zaman aşımının kesileceği” ve kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden yılın başından itibaren yeniden çalışmaya başlayacağı hüküm altına alınmıştır.

Yaşanmış bir olayda, 1995 yılının 6. ayına ilişkin ödeme emrinin vadesinin 1995 yılının 7. ayı olması nedeniyle, tahsil zaman aşımının dolduğu yıl 2000 yılı olup, bu zamana kadar şirket adına ödem emrinin hukuksal olarak geçerli bir ilanla tebliğ edilmemiş olması karşısında düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlılık görülmemiştir. [5]

Tahsil zaman aşımı, vergiler ve bütün kamu alacakları için geçerli olmak üzere, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda düzenlenmektedir. Bu kanunun 102. maddesine göre, kamu alacağı, vadesini izleyen yılın başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zaman aşımına uğramaktadır. Tahsil zaman aşımı   süresi dolduktan sonra alacaklı kamu idaresinin söz konusu kamu alacağını tahsil etme yetkisi ortadan kalkmaktadır. Ancak, yükümlünün rızası ile yapacağı ödemeler kabul edilmektedir. [6]

Vergi aslı zaman aşımına uğradığı takdirde, fer’i amme alacağı gecikme zamlarının da asla tabi olarak zaman aşımına uğrayacağı tabidir. [7]

Yine amme alacağını düşüren nedenlerden birisi de zaman aşımı olduğuna göre, para cezalarına ait özel yasalardaki zaman aşımı hükümleri saklı kalmak koşuluyla 6183 sayılı kanunun kapsamına giren bütün amme alacakları 102. maddeye göre 5 senelik zaman aşımı hükümlerine tabidir.

Diğer taraftan, zaman aşımı bakımından istisnai hükümler mevcut olmayan özel ceza kanunlarındaki kamu cinsinden para cezalarının TCK 68. md gereğince ve özel yasalarında zaman aşımı hakkındaki istisnai hükümler mevcut olmayan tazminat ve inzibati amaçlı para cezalarının da 6183 sayılı kanunun 102. maddesi hükmü gereğince zaman aşımına tabi tutulması gerekmektedir.

Tahsilatla ilgili kamu idareleri, amme alacağının tahsil edilmesinde zaman aşımını kendiliğinden dikkate almak mecburiyetindedir. Zira, zaman aşımı amme düzeni ile ilgili bir düzenlemedir. Ancak, zaman aşımından sonra mükellefin yapacağı gönüllü ödemelerin kabul edilmesi gerekmektedir. Bu durum, 6183 sayılı yasanın 102. maddesi ile getirilen özel bir düzenlemeden kaynaklanmaktadır.

Vergiyi doğuran olay, ihracata taahhüt süresinin bitimi tarihinde tekemmül ettiğinden, zaman aşımının, bu tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren; tahsil zaman aşımı ise tarh ve tebliğ edilen verginin, kanunda öngörülen vadesinin rastladığı yılı   takip eden takvim yılının başından itibaren başlayacaktır. [8]

Diğer taraftan, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından verilen kararda;   tahsil zaman aşımının süresi sonrasında mükellef eşyaları üzerine haciz tatbik olunamaz. Şeklinde kararları bulunamaz. [9]

[1] GÜNDÜZ Zeki, Vergi rehberi, 2007, İnfomak, s.44-45, PWC Yayınları. Bkz. www.vergiportali.com

[2] VUK md. 114

[3] 6183 sayılı yasa md. 102

[4] Bkz. ARSLAN Mehmet, “Vergi Dairelerine Mükelleflerin Haberi Olmaksızın Yatırılan Paralar”, Lebib Yalkın Dergisi, 2007

[5] İzmir 2. Vergi Mahkemesi Kararı, 25.6.2008 gün ve E:2007/1562-K:2008/917 sayılı karar.

[6] KARAKOÇ Yusuf, Genel Vergi Hukuku, 4. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2007, s.421

[7] MUŞUL Timuçin, Notlu-İçtihatlı, Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun, s.259, Bkz. Dnş. 7. D. 14.10.1967, E:1967/2291-K:1967/2291.

[8] Dnş. 7. D. nin 14.3.2006 gün ve E:2005/1076-K:2006/811 sayılı kararı.

[9] DDK, 23.9.1965 gün ve E:1966/65-K:1966/1953 sayılı kararları.

Av. Nazlı Gaye Alpaslan 

zaman asimi  vergi  ceza   

Pratik_Bilgiler  Muhasebe  Mevzuat

 
 
 
 
 
e-fatura
 
 
 
 
 
Mali Müsavir e-fatura
 
 
 
 
MUHASEBE WEB - Muhasebe Hakkında Herşey
muhasebeweb@gmail.com

 
e-fatura