e-FATURA e-ARŞİV e-FATURA PROGRAMI ÖN MUHASEBE PROGRAMI
☰ 
e-Bültene üye olun, yeni Haber ve Mevzuatlar e-posta adresinize gelsin! ÜYE OL

Şirket Ortağının Kredi kartından çekilen paraların vergisel ve hukuki boyutu

25.03.2017 06:29 | Güncelleme: 25.03.2017 06:29

Bazı şirketler ortakların kredi kartını kullanarak bir takım borçlarını ödemekte ya da ihtiyaçları olan emtiaları satın almaktadır.

 213 sayılı VUK’nun “Vergi Kanunlarının Uygulanması ve İspat” başlıklı 3. maddesinin (b) bendinde; “İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.

Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz.

İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir” hükmü yer almıştır.

Ayrıca, kredi kartı, bankalar ve özel finans kurumları tarafından, müşterilerine gerek mal ve hizmet alışverişi gerekse nakit çekişi sağlanmak maksadıyla verilen ve belli bir limit dahilinde taşıyıcılarına, bedeline daha sonra ödemek kaydıyla alışveriş yapma imkanı sağlayan gayri nakdi bir kredi aracı olup, kredi kartının esas kullanım alanı mal ve hizmet alışverişi oluğundan, bir ticari işletmenin hesap döneminde elde etmesi gereken hasılatının hesabında, kredi kartı ile yapılan mal ve hizmet satışına ilişkin elde ettiği hasılatının da dikkate alınması gerekmektedir. Kredi kartının finansman ihtiyacının giderilmesinde kullanılması ticari icaplara uygun olmayıp, aksinin ispatı VUK’nun 3. maddesinin (b) bendi gereğince mükellefe aittir.

Böylece, şirkete, şirket ortaklarına ve üçüncü şahıslara ait kredi kartlarının işletmede kullanılması ile gerçekleşen mal ve hizmet satışına ilişkin kazancın kurum kazancı olarak değerlendirilmesi, ancak, kredi kartlarının finansman ihtiyaçlarının giderilmesinde kullanıldığının, mal ve hizmet satışlına ait olmadığı hususunun ispat edilmesi durumunda hasılat tespiti sırasında bu hususun dikkate alınması gerekmektedir.

Diğer taraftan, bilindiği üzere, Kurumlar Vergisi Kanunun 12. maddesinde yer alan hükme göre kurumların, ortaklarından veya ortaklıkla ilişkili kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye olarak kabul edilmektedir. Bu durumda söz konusu borçlanmalar nedeniyle hesaplanan ve/veya ödenen faizler KDV ne tabi olup olmayacağı konusunda ise leh ve aleyhte farklı görüşler ortaya atılmaktadır.[1]

İzmir 3. Vergi Mahkemesi tarafından verilen bir kararda belirtildiği gibi, “Öte yandan, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunun 28., 90 sayılı Ödünç Para Verme Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. ve 3065 sayılı KDVK’nun 17/4(e) maddeleri uyarınca ödünç para verme işini devamlı ve mutat meslek halinde yapanların 6802 sayılı kanun kapsamında banker sayıldıkları hususu dikkate alındığında bir takvim yılı içerisinde birden çok kişiye borç verilmesi halinde ivaz karşılığı borç verme işiyle devamlı uğraşıldığının kabul edilmesi gerektiği ancak bu işten elde edilen kazancın KDV’ye değil BSMV’ye tabi tutulacağı açık olduğundan, yapılan KDV tarhiyatında bu gerekçe ile de yasal isabet kaydedilmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir.[2]

 

 Yine bilindiği gibi, KVK’nun 12. maddesinin 7. fıkrası uyarınca “Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi uygulamasında, gerek borç alan ve gerekse borç verenler nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kâr payı veya dar mükellef için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önceden yapılan vergilendirme işlemleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir.” Ancak bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması gerekmektedir.

Diğer yandan Katma Değer Vergisi Yasası nın 1/1 maddesine göre; Türkiye de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler KDV ne tabidir. Ayrıca söz konusu yasanın 24. maddesinin “c” fıkrasında da vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaati hizmet ve değerler de KDV nin matrahına dahil edilmektedir.

Örtülü sermayenin varlığından bahis edilebilmesi için aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmiş olması gerekmektedir:

1) Doğrudan veya dolaylı olarak ortak veya ortakla ilişkili kişiden bir fonun temin edilmiş olması,

2) Bu fonun işletmede kullanılması,

3) Bu şekilde kullanılan borcun hesap dönemi içinde herhangi tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşmış bulunması, gerekmektedir.

KVK’nun 12/7 md. ve KDVK’nun 1/1. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç olmak üzere faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye koşullarının gerçekleştiği hesap döneminin sonu itibariyle dağıtılmış kar payı olarak kabul edildiğinden, söz konusu payların katma değer vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Yine, şirket ortağı müdürlere ait kredi kartından yapılan ödemeler şirket ortağı müdürlerden dolayı olarak temin edilen ve işletmelerinde kullanılan borç olarak kurumun öz sermayesinin 3 katını aşan kısmının 5520 sayılı KVK’nun 12. maddesinin 1. bendine istinaden örtülü sermaye olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

KVK’nun 12. maddesi hükmüne göre ikraz niteliğindeki işlemler örtülü sermaye olarak kabul edildiğinden vergileme işlemleri örtülü sermayeye ait kur farklarını da içerek bir şekilde taraf olan mükellefler cephesinde düzeltilmesi gereklidir. Bu düzeltme işlemlerinin yapılabilmesi için örtülü sermaye kullanılan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş veya ödenmiş olması gerekmektedir. Bu işlemlerin örtülü sermaye olarak kabul edilmesi ise, işlemlerle ilgili vergilendirmenin farklı ilkelere bağlı olarak yapılacağı manasına gelmektedir. Özetle, daha önceden borç - alacak münasebeti dolayısıyla ödenen faizler bu durum gerçekleştikten sonra sermaye üzerinden ödenen faizler anlamına gelecektir ki bu da kar payı şekline dönüşmüş bir ödeme sayılacaktır.[3]

Kar payları KDV’nin konusuna girmez. Bu husus KDVK’nun 1.maddesinde belirtilmiştir. Böylece örtülü sermaye sayılan ödemeler için yürütülen faizler KDV’ye tabi olamaz. Bu kapsamda yapılan ikraz işlemlerinin örtülü sermaye olduğunun bilahare fark edilmesi durumunda evvelce yapılmış olan KDV hesaplamalarının, KDVK md. 35 hükmüne göre ilişkili oldukları dönemler esas alınarak geriye gidilerek düzeltilmesi icap etmektedir.

Diğer taraftan, İstanbul Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı’nın örtülü sermaye üzerinden ödenen faizin KDV’ye tabi olmayacağı şeklindeki görüşü kısaca şöyledir:

“KDVK’nun 1. maddesine göre kar payları KDV’nin konusuna girmemektedir. Buna göre örtülü sermaye sayılan ödemeler için hesaplanan faizler KDV’ye tabi olmayıp, yapılan işlemin örtülü sermaye olduğu daha sonradan anlaşıldığı durumlarda ise daha önceden yapılmış olan KDV hesaplamalarının KDVK’nun 35. maddesine göre ilgili oldukları dönemler itibariyle düzeltilmesi gerekmektedir.” şeklinde görüş verilmiştir.[4]


[1] Danıştay 4. Dairesi tarafından 21/03/2007 gün ve E:2006/222 – K:2007/910 sayılı kararı. Öte yandan, Danıştay 3. Dairesinin, 11/10/2006 gün ve E:2005/1067 – K:2006/2580 sayılı kararlarının da incelenmesinde yarar vardır.

[2] İzmir 3. Vergi Mahkemesinin, 12/12/2007 gün ve E:2007/543 – K:2007/1220 sayılı kararları.

[3] GÜRBOĞA Erkan – ATABEY Tuncel, Vergi Kılavuzu, İzmir SMMMO Yayını, İzmir, Kasım 2008, s. 317.

[4] İstanbul Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı’nın bir mükellefe verdiği …./05/2008 tarihli müracaat üzerine verdiği mukteza.


 


Sizin Için Seçtiklerimiz

e-Fatura

e-Fatura Nedir?

e-Fatura dijital ortamdan kesilerek, Gelir İdaresi Başkanlığının belirlediği standartları taşıyan ve Gelir İdaresi Başkanlığının içerik kontrolü sonrasında alıcısına ulaştırılan bir fatura türüdür.

e-Faturaya geçiş yapmak için 2018 veya 2019 yılı cironuzun beş milyon TL ve üzeri olması gereklidir. Bu şartı taşıyan mükelleflerin 1 Temmuz 2020 tarihine kadar e-Fatura uygulamsına geçiş yapmaları zorunludur.
Cironuz 5 milyon TL altında olsa dahi gönüllü olarak e-Fatura uygulamasına dahil olarak e-Fatura ve e-Arşiv Fatura kulllabilirsiniz. İsteğe bağlı olarak e-Fatura kullanıcı olarak firmanıza prestij kazandırmanın yanında e-Fatura sisteminin faydaları ile işletme giderlerinizi en aza indirebilirsiniz.

e-Faturayı özel entegratörler aracılığı geçiş yapılması size hem zaman tasarrufu hemde kullanım kolaylı sağlar. e-Fatura Geçiş İşlemlerini Muhasebe Web sizin adınıza gerçekleştir. e-Faturaya geçiş hakkında daha detaylı bilgile burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

e-Arşiv Fatura

e-Arşiv Fatura e-Fatura mükellefi olan vergi mükelleflerinin e-Fatura olmayan mükelleflere veya nihai tüketicilere kestiği bir elektronik fatura türüdür. Aynı zamanda GİB portalından vergi mükelleflerinin kestiği 5.000 ve 30.000 TL üzerindeki faturalara da e-Arşiv Fatura adı veriler. GİB e-Belge Portalından e-Arşiv Fatura kesen bir mükellef e-Fatura kullanıcısı değildir.

Eğer e-Faturaya zorunlu olarak dahil olmanız gerekiyor ise e-Arşiv Fatura ile beraber e-Fatura da kullanmanız zorunludur. İsteğe bağlı bir e-Faturaya geçiş yapmanız halinde yine e-Arşiv Fatura ve e-Fatura'nın beraber kullanımı zorunludur. GİB e-Belge Portalında sadece 5 bin ve 30 bin üzeri faturaları düzenleyen mükelefler e-Fatura uygulamasına dahil olmadıkları için sadece GİB e-Arşiv Faturası kullanabilirler.

e-Fatura sistemini bizim aracılığımız ile kullanıyor iseniz e-Arşiv Fatura iptalini her zaman yapabilirsiniz. e-Fatura kullanıcı olmayıp GİB portalından 5 bin TL üzeri kesilen e-Arşiv Fatura iptal edilememektedir.

e-Fatura Programı

e Fatura Programı Fatura kesme sürecini kısaltarak, kesilen faturaları e-Fatura veya e-Arşiv Fatura standartlarına uygun hale getirip alıcısına ulaştıran pratik ve kullanışlı yazılımlara verilen isimdir.

e Fatura Programı tamamen hızlı ve kolay e-Fatura kesmek için tasarlanmıştır. e-Fatura Programı ile Satış, İstisna, Tevkifat, iade, özel matrah Faturalarınızı keserek müşterinize hızlıca gönderim yapabilirsiniz. e-Fatura Programı hakkında daha detaylı bilgiye burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

e-Fatura ve e-Arşiv Faturaya geçiş yaparak pratik ve hızlı kullanmanın en kolay yolu ePlus EKO e-Fatura Programı'dır. Size bilgi vermek için danışmanlarımız sizi bekliyor. Hemen bağlantıyı tıklarak e-Faturaya ilk adımı bizimle atabilirsiniz. e-Fatura Programı

Muhasebe Hakkında Herşey
muhasebeweb.com


Muhasebe dünyasıyla ilgili pratik ve güncel bilgiler, muhasebe haberleri, muhasebe Hesap İşleyişi ve muhasebe yazarları ile muhasebe uygulamalarını işler.

 

facebook twitter linkedin instagram
TÜM KATEGORİLER
2018 Asgari Ücret    2018 Pratik Bilgiler    2019 Asgari Ücret    2019 Pratik Bilgiler    Asgari Geçim İndirimi    Asgari ücret    Asgari Ücret 2020    Beyannameler    Defter Beyan Sistemi    Denetim    e Arşiv Fatura    e defter    e fatura    e tebligat    Ekonomi    Emeklilik    Finans    Haber    Maliye    Mevzuat    Muhasebe    Muhasebe iş ilanlari    Muhasebe Yazarları    Pratik Bilgiler    Resmi Gazete    SGK    SMMM    Soru Cevap    Sosyal Güvenlik    Staj    Torba Yasa    Türmob    Vergi    Vergi Affı    Yapılandırma    YMM    İş Hayatı    Şirketler    
Copyright ©2011-2018 muhasebeweb.com - Muhasebe Web Haber İçerikleri İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
 
e-Fatura'nın KOLAY yolu : ePlus

Minumum Maliyetle sistem karmaşası olmadan hızlı ve Pratik e-Fatura, e-Arşiv Kullanın!

BİLGİ ALIN !