Sözleşme süresinin uzaması ve damga vergisi

Eklenme : 03.01.2017 06:31 | Güncelleme : 04.03.2017 07:18 | 11417  Okunma


Konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmeleri genellikle belirli bir süre için yapılırlar.


  Sözleşmelere de genellikle, süre bitiminden belli süre önce tarafların fesih bildiriminde bulunmadıkça sözleşmenin süresinin uzayacağına ilişkin hükümler konulmaktadır. Zaten Borçlar Kanunu’muzun 347/1 maddesine göre de “konut ve çatılı iş yeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır”. Buradaki onbeş günlük süre emredici niteliktedir, sözleşmenin tarafl arınca kısaltılamaz ve uzatılamaz.

Buradaki fesih bildiriminin yazılı şekilde yapılması gerekmektedir. Borçlar Kanunu’nun 348. maddesi burada yazılı şekli bir geçerlilik şartı olarak kabul etmiştir.

Öte yandan iş yeri kira sözleşmeleri damga vergisine tabidir. Damga vergisi ödenmiş belirli süreli bir kira sözleşmesinin, kiracının pasif davranması, bir başka deyişle fesih bildiriminde bulunmaması durumunda süresinin uzaması halinde, ilave bir yıllık süreli yeni bir durumun ve kira ilişkisinin meydana geldiğinden bahisle tekrar damga vergisinin doğup doğmayacağı bir süredir tereddüt konusudur.

Nitekim uygulamada, “fesih veya yenilememe ihbarı bulunmaması sebebiyle izleyen yılda sözleşme süresinin kendiliğinden uzadığı, bu durum vergiyi doğuran olay açısından değerlendirildiğinde, damga vergisine konu yeni bir kağıdın, daha doğrusu kağıdın ihtiva ettiği hukuksal işlemin ortaya çıktığı, bu hukuksal işlemin de hükümlerinden yararlanılmaya devam olunan her hangi bir durumu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan kağıt niteliğinde olduğundan damga vergisine tabi tutulması gerektiği sonucuna varıldığı” şeklinde özetlediğimiz gerekçeye dayanan inceleme raporlarına, hatta yerel mahkeme kararlarına da rastlamaktayız.

Oysa Damga vergisinin doğabilmesi için öncelikle kanunda belirlenmiş bir kağıt, elektronik ortamda düzenlenmiş bir belge ya da veri olması, bu kağıt, belge ya da verinin imzalanmış olması ya da imza yerine geçecek bir işaret konmuş olması gerekmektedir. Burada kira sözleşmesi, tarafl arın pasif tutumundan kaynaklanmakta, imzalanan veya imza yerine geçen bir işaret konulan –süre uzatımını sağlayan- her hangi bir kağıt da söz konusu olmamaktadır.

Damga Vergisi Kanunu’nda, vergiye tabi kâğıtların hükümlerinin yenilenmesi durumunda ise, sadece bu kâğıtların yenilenmesine ilişkin mektup şerhlerin damga vergisine tabi olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak kanunda mektup ve/veya şerhin yasal tanımı yapılmamıştır. Şerh bir anlatım veya yorumlama, bir şeyi açıklamak amacıyla bir kâğıda yazılmış olan ifade şeklinde değerlendirilebilir. Şerh, yazılı olan, önceden düzenlenmiş bir kâğıdın, herhangi bir yerine veya boşluğuna konulabilir, hatta arkasına da yazılabilir. Kâğıdın, hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin olarak konulan şerhler, damga vergisi açısından vergiyi doğuran olayı oluşturur. Oysa burada süreyi uzatan bir yazışma veya mektup yahut şerh de yoktur.

Bu nedenle, sözleşme uyarınca gönderilmiş fesih beyanının yokluğu sebebiyle süresi kendiliğinden uzayan sözleşmelerde, süre uzatımının damga vergisi açısından vergiyi doğuran olay olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Kaldı ki aynı sözleşmeyi, süre uzadı diyerekten, her yıl yeniden vergilendirmek de bir başka haksızlıktır.

Sorunu yukarıda kira sözleşmesi bağlamında ele almakla birlikte aynı sorun yıllık sözleşme ile faaliyet gösteren 3568 sayılı Kanunu’na göre faaliyette bulunan meslek mensuplarını da, tahsis sözleşmeleri ile faaliyette bulunanları, yıllık danışmanlık sözleşmesi bulnanları da yakından ilgilendirmektedir.

Bu konuda daha önceki bir yazımda yargı anlayışını ifade emek üzere Danıştay 9. Dairesi E. 2013/451 K. 2014/7252 sayılı ve 7.11.2014 tarihli Kararı’nı yazmıştım. Bu kararda “Olayda, davacı şirketin imzalamış olduğu alan tahsis sözleşmelerinde yer alan “yeni dönem için yenilememe ihbarında bulunulmadığı takdirde tahsis süresi, tahsis bedeli hariç olmak üzere aynı hüküm ve koşullarla (bir) yıl daha uzayacaktır” şeklindeki maddenin, mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar karşısında damga vergisine konu kâğıdın hükümlerinin yenilenmesine ilişkin kâğıda konulmuş bir şerh olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle, sözleşmede bulunan bu hüküm gereğince süresi kendiliğinden uzayan sözleşmenin, Damga Vergisi Kanununda yazılı olmayan bir durumun yorum yoluyla yeniden damga vergisi vergi alınmasına yol açamayacağına” karar verilmiştir.

Bu konuda son olarak, Danıştay 9. Dairesi’nin yukarıda aktardığım kararına benzer bir karara karşı yerel mahkemece ısrar edilmesi üzerine Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E.2015/1054 K.2016/45 sayı ve 20.1.2016 tarihli kararı ile Danıştay 9. Dairesinin kararını yerinde bularak ısrar kararının bozmuştur.

Genel kurul kararı ile konunun artık yargı anlayışında da açıklığa kavuştuğu görülmektedir. İdarenin bu noktada, geçmiş dönemler için sonucu belli eleştiri ve tarhiyatlardan vaz geçmesinde yarar vardır.

2017 yılında sözleşmelerini fesih beyanında bulunmayarak kendiliğinden uzamasını temin edeceklere duyurulur.

Bumin DOĞRUSÖZ

muhasebe
 

Vergi  Pratik_Bilgiler  Muhasebe

 
 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
MUHASEBE WEB - Muhasebe Hakkında Herşey
muhasebeweb@gmail.com