kdv

19.03.2019 05:55 | Güncelleme : 19.03.2019 05:55

KDV oranları ve prefabrik konutlarda KDV uygulaması

Gayrimenkullerde Katma Değer Vergisi (KDV) oranları biraz karışık bir uygulama olarak devam edegelmiştir. Başlangıçtan beri işyeri ve 150 metrekare üzerinde net alanı bulunan konutlar için genel oran neyse o Katma Değer Vergisi oranı olarak uygulanırken, daha sonra yapılan bir değişiklikle 1 Ocak 2013’ten itibaren arsa metrekare birim değerlerine göre de konutların KDV oranları yüzde 1, yüzde 8 veya yüzde 18 olabilir hale gelmişti.

Genel prensip, net alanı 150 metrekare üzeri konutlar için devam ederken, net alanı 150 metrekarenin altında olan konutlar için arsa metrekare birim değerleri de bir diğer ölçü haline gelmişti. Arsa metrekare birim değerlerinin uygulanmayacağı istisnai durum da yine aynı düzenlemede yer almıştı. Buna göre, 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerdeki 150 metrekare altındaki konutların tesliminde KDV oranı yüzde 1 olarak uygulanacak.

Konuya ilişkin geçici bir düzenleme de birçok işlemle beraber konut teslimlerinde yüzde 18 KDV oranına tabi olan konutlar bakımından 31 Mart 2019’a kadar yüzde 8 olarak uygulanmaya devam edecek. Buna göre net alanı 150 metrekarenin üzerinde olan veya arsa metrekare birim değeri 2 bin TL’yi aşması itibarıyla yüzde 18 KDV oranına tabi olması gereken konutlar bakımından da bu tarihe kadar yüzde 8 oranı uygulanacak. Tabii söz konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı’nda belirtilen bu sürenin tekrar uzatılıp uzatılmayacağı konusunda bugünden bir şey söylemek mümkün değil.

PREFABRİK KONUTLARDA KDV ORANI

Bizim burada dile getirmek istediğimiz konu, aslında yüzde 18 KDV oranı ve üç farklı KDV oranı uygulanması her ne kadar AB standartlarına uygun görülse de bazı sektörler bakımından yüzde 18 oranının yüksek bir oran olması ve aslında bize göre ideal oranın KDV oranlarında bir sadeleştirilmeye gidilmesidir.

Örneğin, prefabrik konutlarda KDV oranının ne olacağı ciddi tartışma konusu olan bir durum olmuş. Bu konuda idare çözümü yapı ruhsatına bağlamakta bulmuş. İdare böyle demekte kendi açısından en ideal çözümü bulmuş. Çünkü prefabrik veya konteyner yapılar, konut olarak kullanılabildiği gibi işyeri olarak da kullanılması mümkün olan yapılardır. Bu nedenle idare de haklı olarak uygulanacak oranı yapı ruhsatına bağlamıştır. Ancak uygulamada bazı belediyeler bu yapılar için yapı ruhsatı gerekmediğini, bu nedenle yapı ruhsatına bağlayamayacaklarını belirtmektedir. Bu durumda da uygulanacak KDV oranı yapı 150 metrekarenin altında olsa ve konut olarak kullanılsa dahi yüzde 18 olarak uygulanmak durumu ile karşı karşıya kalınmaktadır. Bu sıkıntının giderilebilmesi bakımından pratik çözüm bu tür yapılar için de basit bir yapı ruhsatı uygulamasının mevzuat olarak konulmasıdır. Zira bu yapılara elektrik, su bağlandığı ve konut olarak kullanıldığı halde KDV oranının yüzde 18 olarak uygulanması bu yapılara sahip olan dar gelirliler bakımından bir yük teşkil edecek.

ÇÖZÜM; KDV ORANLARINDA SADELEŞTİRİLME

KDV uygulamasında esas çözüm oranlarda sadeleştirmeye gidilmesidir. Örneğin yüzde 10 gibi tek bir KDV oranının uygulanması yüzde 1 orana tabi olanların da muafiyet kapsamına alınması daha doğru bir çözüm olabilecek. Ortaya çıkabilecek vergi kaybı bazı mallar bakımından Özel Tüketim Vergisi oranlarında yapılacak bir düzenleme ile giderilebilecektir. Tek oran uygulaması ile maalesef bazı bölgelerde halen sonlandırılamayan naylon fatura uygulamasını da ciddi olarak sonlandırmaya vesile olabilecek ve böylece burada oluşan KDV ve Kurumlar Vergisi kaybı da ciddi ölçüde azaltılabilecek.

Osman Arıoğlu

15.03.2019 07:14 | Güncelleme : 15.03.2019 07:14

Kur farkında KDV uygulaması ve belge düzeni

Kur farkında KDV uygulaması ve belge düzeni hakkında İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Özelgesi

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

Sayı : 39044742-130[Özelge]-E.174596 26.02.2019
Konu : Kur farkında KDV uygulaması ve belge düzeni

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; Şirketinizin, tekstil ürünlerinin imalatı ve satışı faaliyeti ile iştigal ettiği, yurt içindeki firmalar ile döviz cinsinden yaptığınız satış işlemlerinde kur farklarının oluştuğu, oluşan kur farklarını müşterilerinize fatura etmek istediğiniz ancak müşterilerin söz konusu faturaları kabul etmediği belirtilerek; oluşan kur farkları için fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği, fatura düzenlenmesi halinde katma değer vergisi (KDV) hesaplanıp hesaplanmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasında "Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü mevcuttur.

Aynı Kanunun 229 uncu maddesinde, fatura, "satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" şeklinde tanımlanmış,

232 nci maddesinde ise, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin, birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere ve vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları hükme bağlanmıştır.

Bu durumda; fatura düzenleme tarihinden, ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar Şirketiniz lehine oluşan kur farkları için Şirketiniz tarafından satıcıya, aleyhine oluşan kur farkları için ise satıcı tarafından Şirketiniz adına fatura düzenlenmesi, kur farkının hesaplanmasında kayıtlara ilgili borcun kaydedildiği kur ile ödemenin yapıldığı günkü kur arasındaki farkın esas alınması, dövizli borca karşılık Türk Lirası cinsinden ödeme yapılmış ise Merkez Bankası tarafından ilan edilen ilgili kur dikkate alınmak suretiyle döviz cinsinden yapılan ödeme tutarının belirlenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, bedeli henüz tahsil edilmeyen döviz cinsinden satışlarda yıl sonlarında ve geçici vergi dönemlerinde, Vergi Usul Kanunu uyarınca yapılan değerlemeler sonucu oluşan kur farkları için fatura düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

3065 sayılı KDV Kanununun;

1/1 inci maddesinde ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olacağı,

20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrah, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu ve bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

24/c maddesinde, vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzeri adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğu,

hüküm altına alınmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin "III/A-5.3.Kur Farkları" başlıklı bölümünde;

"Bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkı esas itibarıyla vade farkı mahiyetinde olduğundan, matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi gerekmektedir.

Buna göre, teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmek ve faturada gösterilen kur farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanır.

Bedelin tahsil edildiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması halinde, kur farkı tutarı üzerinden alıcı tarafından satıcıya bir fatura düzenlenerek, teslim ve hizmetin yapıldığı tarihteki oran üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.

Yıl sonlarında ve geçici vergi dönemlerinde, Vergi Usul Kanunu uyarınca yapılan değerlemeler sonucu oluşan kur farkları üzerinden KDV hesaplanmaz." denilmektedir.

60 No.lu. KDV Sirkülerinin "4.5. Yurt İçi Teslimler ile İhraç Kayıtlı Teslimlerde Oluşan Kur Farkları" başlıklı bölümünde;

"... Yurt içinde KDV uygulanmak suretiyle teslim edilen mallara ilişkin olarak,

-KDV dahil toplam bedelin dövize endeksli olarak belirlenmesi durumunda vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarih ile ödeme tarihi arasında ortaya çıkan kur farkı bedeline iç yüzde oranı uygulanarak,

-Dövize endeksli toplam bedele KDV'nin dahil edilmemesi durumunda vergiyi doğuran olay ile ödeme tarihi arasında ortaya çıkan kur farkları üzerinden lehine kur farkı ortaya çıkan mükellef tarafından düzenlenecek faturada KDV hesaplanması ve kur farkının ortaya çıktığı dönemlerde her iki mükellef tarafından genel esaslar çerçevesinde işlem yapılması gerekmektedir."

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bedelin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlendiği yurt içi satışlar nedeniyle teslimin gerçekleştiği tarih ile ödemenin yapıldığı tarih arasında lehe veya aleyhe oluşan kur farkları üzerinden kural olarak KDV hesaplanması gerekmektedir. Bu çerçevede, kur farklarının KDV'ye tabi tutulabilmesi için vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarih ile ödemenin yapıldığı tarih arasında ortaya çıkması, KDV matrahıyla bir ilişkisinin bulunması ve KDV matrahında bir değişiklik meydana getirmesi gerekmektedir.

Buna göre; bedeli döviz cinsinden belirlenen satışlarda, satış bedelinin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra tahsil edilmesi durumunda, lehe ortaya çıkan/çıkacak kur farkının matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi, söz konusu kur farkı için fatura düzenlenmesi ve teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanması gerekmektedir.

Ancak, bedeli henüz tahsil edilmeyen döviz cinsinden satışlarda yıl sonlarında ve geçici vergi dönemlerinde, Vergi Usul Kanunu uyarınca yapılan değerlemeler sonucu oluşan kur farkları üzerinden KDV hesaplanmasına ve fatura düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır.


Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Sizin Için Seçtiklerimiz

Muhasebe Hakkında Herşey
muhasebeweb.com


Muhasebe dünyasıyla ilgili pratik ve güncel bilgiler, muhasebe haberleri, muhasebe Hesap İşleyişi ve muhasebe yazarları ile muhasebe uygulamalarını işler.

 

facebook twitter linkedin Google +
TÜM KATEGORİLER
2018 Asgari Ücret    2018 Pratik Bilgiler    2019 Asgari Ücret    2019 Pratik Bilgiler    Asgari Geçim İndirimi    Asgari ücret    Beyannameler    Defter Beyan Sistemi    Denetim    Dünya    e defter    e fatura    e tebligat    Ekonomi    Emeklilik    Finans    Haber    Maliye    Mevzuat    Muhasebe    Muhasebe iş ilanlari    Muhasebe Yazarları    Pratik Bilgiler    Resmi Gazete    Sektörler    Seminerler    SGK    SMMM    SMMM Odaları    Soru Cevap    Sosyal Güvenlik    Staj    Teknoloji    Torba Yasa    Türmob    Vergi    YMM    YMM Odaları    İş Hayatı    Şehirler    Şirketler    
Copyright ©2011-2018 muhasebeweb.com - Muhasebe Web Haber İçerikleri İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
 
Teşvikmatik SGK Teşvik Hesaplama Programı!

Cari ve Geçmiş Dönem SGK Teşviklerinizi Teşvikmatik sizin için hazırlar. SGK Bildirimlerini Yapar.

HEMEN İNDİR!